Farkındalık

 


Son zamanlarda fark ettiğim bir şey var: Ben hep başkalarını düşünerek yaşamışım. Birinin üzülmemesi için susmuşum, birinin gitmemesi için kendimden vazgeçmişim, birinin beni sevmesi için olduğumdan farklı biri gibi davranmışım. Ama şimdi anlıyorum… insan en çok kendini ihmal edince kayboluyormuş.


Artık kendime dönüyorum. İlk defa gerçekten “ben ne hissediyorum?” diye soruyorum. İçimdeki sesi bastırmadan, yargılamadan dinlemeye çalışıyorum. Çünkü benim de bir kalbim var, benim de kırılmaya hakkım var, benim de sevilmeye ihtiyacım var.



Kendime odaklanmak bencillik değilmiş, bunu yeni öğreniyorum. Aksine, kendini tanımak, kendini sevmek, kendine iyi gelmek… bunlar insanın en temel sorumluluğuymuş. Ben kendime iyi olmadıkça kimseye iyi olamıyorum. Bunu kabul etmek başta zor geldi ama şimdi içimde bir şeyler yavaş yavaş iyileşiyor.


Artık kendimi suçlamıyorum. Sevilmeyişimi, seçilmeyişimi bir eksiklik olarak görmüyorum. Belki de bu, kendimi bulmam için gerekliydi. Çünkü ben hep başkalarının hikâyesinde yan karakter olmuşum. Şimdi kendi hikâyemin başrolüyüm.


Kendime zaman ayırıyorum. Yavaşlıyorum. Hislerimi bastırmak yerine onlarla kalmayı öğreniyorum. Bazen ağlıyorum, bazen yazıyorum, bazen sadece susuyorum. Ama artık kaçmıyorum kendimden.


Ben değerliyim. Sadece biri beni seçtiği için değil, ben olduğum için değerliyim. Ve artık bunu başkalarına ispat etmeye çalışmayacağım. Kendime inanmak yeterli.


Bu bir başlangıç… belki zor, belki sancılı ama gerçek. Çünkü ilk defa kendim için yaşıyorum.


Yorumlar

Popüler Yayınlar